Sivil Sesler 2026
Sivil Sesler Festivali, farklı çalışma alanlarından gelen sivil toplum örgütlerinin deneyimlerini, birikimlerini ve hayallerini paylaşabildikleri çok sesli bir koro. Bu koro, 5–6 Haziran 2026’da Ankara’da yeniden bir araya geliyor!
İklim adaleti ve demokrasi için sivil toplumun sesini birlikte yükseltiyoruz. Bu yıl Türkiye, küresel ölçekte kritik bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, Sivil Sesler Festivali’ni Türkiye’deki hak temelli sivil toplumun iklim yönetişimine anlamlı katılımını güçlendiren stratejik bir buluşma noktası olarak kurguluyoruz.
“İklim Krizi, Demokrasi ve Sivil Toplumun Anlamlı Katılımı” başlığıyla bir araya geleceğimiz bu iki günde "iklim krizi, sivil toplumun anlamlı katılımı olmadan ele alınamaz" diyerek çözüm yollarını birlikte tartışacağız.
Bu yılki buluşmamızla çevre ve iklim haklarının hak temelli bir yaklaşımla tüm örgütler arasında yaygınlaşmasına destek olmayı, sivil toplumun politik karar alma süreçlerindeki rolünü güçlendirmeyi ve uluslararası iklim rejimine katılımını daha etkin kılmayı hedefliyoruz.
Bilgi paylaşımı, kapasite geliştirme, ulusal/uluslararası ağ kurma ve ortak savunuculuk için somut bir zemin sunmasını hayal ettiğimiz Sivil Sesler Festivali’ne katılarak siz de bu sürece katkı sunabilirsiniz. Stantlar aracılığıyla çalışmalarınızı tanıtabilir, panel ve forumlarda en temel meselelerimizi tartışabilir, fikir mutfaklarında yeni deneyimler edinebilirsiniz.
İklim krizinden demokrasiye uzanan ortak meselelerimizi konuşacağımız bu buluşmada, dünyamızın demokrasiye, demokrasinin ise sivil topluma olan ihtiyacını bir kez daha vurgulayacağız.
Gelin, 5-6 Haziran'da Ankara'da bu çok sesli koronun bir parçası olun!
Festival Programı
Sivil Sesler Festivali'nin programı yayında! Programı incelemeyi ve notlarınızı almayı unutmayın!
Etkinlikler
Bu yıl festivalde fikir mutfaklarında bir araya gelecek katılımcılar hem deneyimlerini hem de fikirlerini paylaşacak.
Bu yıl festivalde ekolojik yıkıma karşı yükselen dayanışma hikâyelerini, yerelden filizlenen mücadele deneyimlerini ve birlikte kurulan umudu sahadan aktarılan seslerle dinleyeceğiz.
Bu oturumda Fatsa Doğa ve Çevre Derneği'nden Alaattin Yılmazer, Kazdağları Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği'nden Süheyla Doğan, Akbelen Davası’nın avukatlarından Arif Ali Cangı, Oktay Demirkan ve Linda Nihan Lafcı bizlerle olacak.
- Dr. Tezcan Eralp Abay | STGM Moderatör
- Prof.Dr. Nesrin Algan | STGM YK Üyesi
- Doç.Dr. Özge Özkoç | Ankara Üniversitesi
- Dr. Aslı Odman | Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Normlara bağlı uluslararası düzen belki hiçbir zaman bir gerçeklik değil ama bir idea idi; şimdi o iddianın dahi ciddi ve şiddetli bir tehdit altında olduğuna tanıklık ediyoruz.
Ukrayna ve Ortadoğuda süren savaşa, bu savaşın ivmelendirdiği militarizasyon dalgasına ve güvenlikçi politikaların tartışmasız baskın hale gelmesine, zaten 40 yıllık neo-liberal hegemonya altında marjinalleşmiş sosyal refah politikalarının ve bütçelerinin savunma sanayi lehine azaltılmasına, eğitim, barınma, sağlık gibi temel ihtiyaçların Avrupa için bile krize dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
Sekiz milyar insanın tarihsel birikimi ve gezegenin sahip olduğu doğal varlıkların zenginliğinin dünyanın birkaç kapitalist çok uluslu şirketinin elinde yoğunlaştığına tanıklık ediyoruz. En tepedeki %1'lik kesim, dünya servetinin devasa bir kısmını kontrol etmeye devam ederken, küresel sıcaklık artışının kritik eşik olan 1.5°C’yi aşmamasına yönelik arayışlara karşı devletlerin ve şirketlerin "Net Sıfır" vaatlerinin çoğunun kağıt üzerinde kaldığına dair eleştiriler artıyor. Bu sırada iklim değişikliğinin etkileri olan aşırı hava olaylarının, kuraklığın, devasa orman yangınlarının ve sellerin standart hale gelmesine, gıdanın spekülatif bir metaya dönüşmesine tanıklık ediyoruz.
Yoksulluğun ve savaşların neden olduğu büyük göç hareketlerine toprakları yaşanmaz hale geldiği için yurtlarını terk etmeye zorlanan “iklim mültecileri” de ekleniyor.
Erken sanayileşmenin getirdiği tarihsel zenginlik olanaklarına sahip küresel kuzey, başta ABD olmak üzere, bu zorunlu nüfus hareketlerini engellemek için daha fazla askeri/güvenlik önlemine başvuruyor, sınırlarına duvar inşa ediyor. Bu durum elbette insan kaçakçılığını ve deniz rotalarındaki can kayıplarını arttırırken, bu ülkelerde yabancı düşmanlığını provoke eden popülist söylemlerin yakıtı haline geliyor.
Yabancı düşmanlığı sadece ülkeye sığınan göçmenlerle sınırlı kalmayıp, “yabancı devletlerin” iletişim teknolojileri ve yapay zeka gibi tekno-araçlarla büyüyen bir iç-tehdit olarak lanse edilmesiyle ülke içindeki ekonomik daralma, refah kaybı, yaşam koşullarındaki kötüleşme gibi ekonomik modele ilişkin yapısal sorunların ana gündem maddesi olmasını engelliyor.
Sivil Sesler Festivali bu yıl, yukarıda kısaca betimlenen koşullar altında öncelikle dünyanın ahvalini daha iyi kavramayı ve bu çerçevede gezegenin gidişatı hakkında sivil toplum örgütlerinin olanak ve kısıtlarını tartışmayı hedefliyor.
Sivil toplum ve insani yardım alanında deneyimli Ceren Can yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölye, insani yardım ve hak temelli alanlarda çalışan profesyonellerin maruz kaldığı kronik stres, duygusal yük ve tetiklenmeler karşısında Focusing (Odaklanma) yöntemi aracılığıyla bedensel regülasyon temelli baş etme araçlarını birlikte keşfetmeyi amaçlıyor.
Atölye boyunca katılımcılar; kendi içsel netliklerini koruma, duygusal yükü yönetme ve ekip içinde çatışma yerine eşlik etmeye dayalı daha sağlıklı bir iletişim dili geliştirme üzerine birlikte düşünecek. Aynı zamanda tükenmişlikle baş etme ve sahadaki faydalanıcı gruplarla daha dengeli ve şefkatli ilişkiler kurma konusunda pratik yöntemler ele alınacak.
Bu atölye, insani yardım alanında çalışan profesyonellere, hak temelli sivil toplum örgütlerinde görev alan uzman ve koordinatörlere, afet müdahale ve iyileştirme süreçlerinde yer alan saha ekiplerine, çocuklar, mülteciler ve kadınlar gibi kırılgan gruplarla çalışan sosyal hizmet uzmanları ve gönüllülere yöneliktir.
STGM Kapasite Geliştirme Koordinatörü Hatice Kapusuz yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölyede, örgütsel hayatımızda sıkça dile getirdiğimiz ilkeler mercek altına alınacak.
Örgütsel ilkelere “yer çekimi” kazandırmayı ve onları soyut bir çerçeveden çıkarıp gündelik hayatın içine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışmada, değerlerden gündelik davranışlara uzanan bağ birlikte kurulacak. İlkelerin yalnızca metinlerde değil; ilişkilerde ve örgütsel pratiklerde nasıl karşılık bulduğu üzerine birlikte düşünülerek bu bağlar yeniden hatırlanacak.
Sivil toplumun ortak ilkeleri üzerinden, örgütsel ilişkilerde ve insan ilişkilerinde kurduğumuz bağları birlikte görünür kılmaya davetlisiniz.
Bu atölye; sivil toplum örgütü temsilcilerine, örgütlerinde politika üretme süreçlerinde aktif rol alanlara ve bu süreçlerde çeşitli zorluklar yaşamış katılımcılara yöneliktir.
İklim krizinin etkileri giderek derinleşirken, filantropi ve sivil toplum aktörlerinin iklim perspektifini tüm çalışma alanlarına entegre eden kurumlara dönüşmesi büyük önem taşıyor.
Bu atölye, sivil toplum örgütlerinin iklim krizine karşı kurumsal düzeyde sorumluluk alma yollarını keşfetmelerini, Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü’nü tanımalarını ve kendi kurumları için ilk somut adımları tasarlamalarını hedefliyor.
TÜSEV’den Tütengül Küçüker ve Melisa Kutluğ iklim gündemini çalışmalarına entegre etmek isteyen sivil toplum örgütlerini birlikte düşünmeye ve üretmeye davet ediyor.
Küresel İklim Akademisi Derneği tarafından yürütülecek bu oturumda COP31 süreçlerinden isimlerle küresel iklim politikaları, yerel mücadelelerin uluslararası iklim rejimiyle kurduğu bağ ve iklim adaleti savunuculuğu koza temsilcileriyle değerlendirilecek.
- Yunus Arıkan | Climate Academy Global (KİAD)
- Stephen Davison | Cambridge Zero
- Atif Jawed | YOUNGO
- Jana Merkelbach | Climate Action Network International
Bu buluşma afet sonrası iyileşme süreçlerinde çevresel boyutun neden kritik olduğunu birlikte tartışmayı ve ekosistem temelli yaklaşımların sahadaki karşılıklarını görünür kılmayı amaçlıyor.
Turkish Philanthropy Funds tarafından düzenlenen oturumda çok paydaşlı bir hibe mekanizmasının nasıl tasarlanıp uygulandığı ele alınırken, fon sağlayıcılar ile uygulayıcılar arasındaki iş birliklerinin nasıl kurulduğu ve sahada nasıl deneyimlendiği üzerine konuşacağız.
Bu oturumda katılımcılar;
- Afet sonrası iyileşme süreçlerinde ekosistem temelli yaklaşımların rolünü,
- Fon sağlayıcı ve uygulayıcı iş birliklerinin nasıl çalıştığını,
- Sahadan gerçek proje deneyimlerini ve öğrenimleri birlikte değerlendirme fırsatı bulacak.
Bu atölye, COP31 ekseninde uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte çalışan aktörleri birlikte tanımayı; bu aktörler arasındaki ilişkileri, mekanizmaları ve karar alma süreçlerini birlikte haritalandırmayı amaçlıyor.
GoFor’dan Ezgi Gedik ve Celal Can Bilgiç yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; katılımcılar hali hazırda bildikleri aktör ve mekanizmaları yeniden değerlendirme, yeni aktörleri keşfetme ve bu yapılar arasındaki ilişkileri birlikte düşünme fırsatı bulacak.
Community Mapping yaklaşımıyla tasarlanan atölyenin odağında gençlik katılımı yer alıyor. Katılımcılar, kendi örgütlerinin bu ağın neresinde durduğunu, hangi alanlarla ilişki kurabileceğini ve hangi mekanizmalara erişebileceğini birlikte keşfedecek.
Ankara’nın zaman içinde kaybolmuş bağlarını, derelerini ve suyla ilişkili peyzajını kolektif hafıza üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlayan bu atölyede, katılımcılar, teknik bir veri üretmekten ziyade, kendi deneyimleri, çağrışımları ve gözlemleri üzerinden Ankara haritasına müdahale ederek görünmezleşmiş su izlerini ortaya çıkaracak.
Ankara Aks tarafından yürütülecek olan bu atölyede, su yalnızca fiziksel bir unsur olarak değil, kentsel dönüşüm, kamusal alan ve ekolojik hafıza bağlamında bir tartışma aracı olarak ele alınacak.
Bu atölyeye sivil toplum çalışanları, kent, ekoloji ve kamusal alanla ilgilenen katılımcılar; araştırma, tasarım veya aktivizm pratiği olan ya da bu alanlara ilgi duyan herkes katılabilir.
Damla Sandal’ın yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölye Türkiye’deki çevre direnişlerine kolektif bir hafıza ve ifade alanı açmayı amaçlıyor. Katılımcılar arası diyalogla ilerleyecek atölyede, çevre mücadelesinin kritik dönüm noktalarını yansıtan fotoğraflar birlikte ele alınacak ve nakış aracılığıyla yeniden üretilecek.
Gazeteciler, hak savunucuları, bağımsız medya çalışanları, içerik üreticileri ve iletişim alanında çalışan sivil toplum profesyonelleri için tasarlanan bu atölye; algoritmaların bilgi dolaşımını, görünürlüğü ve kamusal tartışmayı nasıl şekillendirdiğini birlikte tartışmaya açıyor.
Medya, yapay zekâ ve etik teknoloji kesişiminde çalışan Gülin Çavuş moderasyonunda düzenlenecek atölyede, dijital platformlarda görünürlük, erişim ve etkileşim süreçleri eleştirel bir bakışla ele alınacak. Katılımcılar; algoritmik görünmezleştirme, kutuplaştırma ve manipülasyon karşısında alternatif anlatı ve dayanışma pratikleri üzerine birlikte düşünme fırsatı bulacak.
Sivil toplum örgütlerinde aktif olarak iletişim alanında görev alan iletişimcilerin bir araya geldiği, STGM’nin kolaylaştırıcılığını yaptığı İletişim Çalışma Grubu tarafından tasarlanan bu atölye dijital mecralarda hak temelli içerik üreten ya da üretmek isteyen herkesin eleştirel farkındalık ve stratejik becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Festivalde stant açacak örgütlerin, hazırlıklarını tamamlamak adına stant gününde en geç saat 09.00’da alanda hazır bulunmalarını rica ederiz.
Etkinliklerin zamanında başlaması adına festival katılımcılarının en geç saat 10.00’da festival alanında olmasını rica ederiz.
Kaynak geliştirme çoğu zaman “iyi proje yazmak” ya da “doğru fonu bulmak” olarak anlatılıyor. Oysa çoğu destek kararı yalnızca projelere değil; güvene, ilişkiye, şeffaflığa ve ortak bir değişim hayaline dayanıyor.
STGM Kaynak Geliştirme Uzmanı Selin Berghan moderasyonunda gerçekleşecek bu oturumda alışılagelmiş "program tanıtımı" formatının dışına çıkıyoruz. Sabancı Vakfı, Sivil Toplum İçin Destek Vakfı, Mozaik Foundation, TÜSEV, Dalyan Vakfı ve Turkish Philanthropy Funds temsilcileriyle bir araya gelerek; masanın iki tarafındaki beklentileri, sivil toplumun finansal sürdürülebilirliğindeki darboğazları ve yapay zekâ gibi güncel dönüşümlerin bu diyalogdaki yerini konuşuyoruz.
Bu oturumda yalnızca destek mekanizmalarını değil; destekçi kurumların nasıl düşündüğünü, hangi başvurularda heyecan duyduğunu, hangi noktalarda güven kaybı yaşadığını, yapay zeka ile dönüşen başvuru süreçlerinin ilişki dinamiklerini nasıl etkilediğini ve hangi ilişki biçimlerinin uzun soluklu iş birliklerine dönüştüğünü birlikte konuşacağız.
Neler Yapacağız?
- Sahadan veri: Mentimeter üzerinden katılımcı örgütlerin güncel dertlerini, gelir yapılarını ve bağışçı tarafına dair meraklarını canlı olarak ekrana yansıtacağız.
- Samimi Diyalog: Bağışçı kurumların bir başvuruda neye heyecanlandığını, "başarısızlık" ve "öğrenme" alanlarını nasıl tanımladıklarını doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz.
- İlişki Odaklı Kapanış: Oturumun sonunda, paneldeki tartışmaları somut iş birliklerine ve yeni temaslara dönüştürmek için networking zamanı ayıracağız.
Kaynak geliştirmeyi sadece bir "fon bulma" süreci değil, uzun soluklu bir ortaklık ve etki alanı inşası olarak gören herkesi bu diyaloğa davet ediyoruz.
Uzun yıllardır LGBTİ+ hakları, sivil toplum, kültür-sanat ve savunuculuk alanlarında çalışan Semih Özkarakaş ve feminist medya araştırmaları ile görsel kültür alanında çalışan Şehlem Kaçar yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; katılımcıların kendi örgütsel, kişisel ve kolektif mücadele deneyimlerini fotoğraf, kolaj ve buluntu malzemeler aracılığıyla birlikte görünür kılması hedefleniyor.
Sivil toplum örgütlerinde iletişim, savunuculuk, kampanya, sosyal medya, saha çalışması ve topluluk çalışmaları yürüten; kendi örgütsel hikâyesini daha yaratıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü yollarla anlatmak isteyen tüm sivil toplum çalışanları için tasarlanan bu atölyeye davetlisiniz.
Bu atölye sivil toplum örgütlerinde aktif olarak iletişim alanında görev alan iletişimcilerin bir araya geldiği, STGM’nin kolaylaştırıcılığını yaptığı İletişim Çalışma Grubu içinden doğdu.
Bu atölye, iklim krizinin engelli kişiler üzerindeki etkilerini hak temelli ve kesişimsel bir perspektifle birlikte ele almayı amaçlıyor.
Engelli Kadın Derneği’nden İdil Seda Ak yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; afetler, erişilebilirlik, bakım yükü, yerinden edilme, sağlık hakkı, engelli kadınların deneyimleri ve kapsayıcı iklim politikaları gibi başlıklar birlikte tartışılacak.
Katılımcılarla birlikte, iklim krizine karşı geliştirilen politika ve uygulamalardaki erişilebilirlik eksikleri değerlendirilecek; engellilik kapsayıcılığı açısından çözüm önerileri ve savunuculuk alanları üzerine birlikte düşünme alanı açılacak.
Bu atölye sonunda katılımcıların; iklim krizinin engelli kişiler üzerindeki etkilerini daha bütünlüklü değerlendirebilmesi, afet ve iklim politikalarındaki kapsayıcılık sorunlarını analiz edebilmesi ve iklim mücadelesinde engellilik odağını güçlendirecek öneriler geliştirebilmesi hedefleniyor.
Sivil alanda bir ‘güç’ hikayeniz var mı? Bunu birine anlatmak isteseniz nasıl anlatırsınız? Yoksa çekinir misiniz anlatmaya?
Sivil alanda, hak mücadelelerinde anlatılan hikâyeler kimi zaman aynı kalıplarda sıkışıp çaresizlik hissini yeniden üretebiliyor. Öyle ki asıl konuya bir türlü gelinemiyor. İşte bu atölyede zor ve güç bir hikayeyi hep aynı kalıplarla anlatmak yerine, farklı bir şekilde kurgulayıp anlattığımızda neler değişir sorusunun izini süreceğiz.
Hikâye anlatıcılığı alanında çalışan Pınar Özütemiz yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölyede “güç” kavramını zorluk ve tahakküm üzerinden değil, hikâye anlatıcılığı teknikleriyle dönüşüm ve yaratıcılık üzerinden yeniden ele alacağız.
Sizi de kendi güç hikâyenizi keşfetmeye davet ediyoruz .
Bu atölye sivil alanda hikaye anlatıcılığına ilgili duyan, yeni fikirlere ve yaratıcı çalışmaları deneyimlemek isteyen herkese açık. Özellikle bir süredir sessizliğini korumuş, anlatarak özgürleşmek isteyen birey/ örgütler için güçlendirici bir deneyim sunmayı niyetler.
* Atölye fiziksel hareket içerdiğinden, süreç boyunca kendi fiziksel sınırlarınızı gözetmeniz ve harekete uygun rahat kıyafetler tercih etmenizi öneririz.
*Atölye, 20 katılımcıyla sınırlıdır.
İklim krizinin sivil toplumun çalışma biçimlerine, savunuculuk alanlarına ve karar alma süreçlerine nasıl yansıdığını birlikte düşünmeye alan açan bu atölyede C-ROADS simülasyonu üzerinden müzakere süreci deneyimlenecek.
Sosyal İklim Derneği’nin yürüteceği bu atölyede iklim adaleti, müzakere ve örgütsel dayanıklılık konularını birlikte ele alınırken, farklı aktörler arasında kararların nasıl şekillendiğini birlikte keşfedilecek.
Bu atölyeye sivil toplum profesyonelleri, gönüllüler, gençlik örgütleri, hak temelli yapılar ve yerel inisiyatifler başta olmak üzere; iklim krizinin kendi çalışma alanına etkisini birlikte konuşmak isteyen herkes davetli.
Özellikle COP31 sürecinde kendi stratejisini ve savunuculuk yaklaşımını yeniden düşünmek isteyenleri birlikte üretmeye ve deneyimlemeye bekliyoruz.
Bu atölye, STÖ’lerin savunuculuk ve günlük operasyonlarında yapay zekâyı nasıl daha yaratıcı, stratejik ve pratik şekilde kullanabileceğini birlikte keşfetmeyi amaçlıyor. Deneyim paylaşımı ve karşılıklı öğrenme üzerinden ilerleyecek atölyede, yapay zekâ uygulamaları denenecek, kısa vaka örnekleri birlikte ele alınacak ve farklı kullanım senaryoları üzerine tartışılacak.
Dijital iletişim uzmanı Özgür Mehmet Kütküt ve Özgür Kurtuluş yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede canlı prompt denemeleri, küçük uygulamalar ve ortak tartışmalar yer alacak. Yapay zekâ “ne yapar?” sorusundan ziyade, STÖ’lerin kendi ihtiyaçlarıyla “bununla ne yapılabilir?” sorusu etrafında birlikte düşünme alanı açılacak.
Türkiye’de ve özelde Ankara’da topluluk destekli tarım girişimleri ile gıda temelli dayanışma yapıları (gıda toplulukları, tüketim kooperatifleri vb.) beklenen ölçüde çoğalamıyor ve güçlenemiyor. Bu atölyede bu durumun nedenlerini birlikte ele alacak, çözüm yollarını ve TADYA Kolektifi deneyiminin bize gösterdiklerini tartışacağız.
Farklı ölçeklerde uygulanabilen katılımcı güvence sistemlerini birlikte tanıyor, Türkiye’deki topluluk destekli gıda inisiyatiflerine uygun bir KGS için agroekolojik ölçütleri birlikte oluşturacağız.
TADYA Kolektifi’nin kurucu üyesi Ceyhun Temürcü yürütücülüğünde gerçekleşecek atölye gıda toplulukları, gıda kooperatifleri, üreticiler, gıda tedariği veya sunumu ile ilgilenen kişileri ve tüketicileri bekliyoruz.
İklim krizine karşı daha dayanıklı, kapsayıcı ve birlikte hareket edebilen topluluk yapıları kurmak giderek daha önemli hale geliyor.
Atık materyaller aracılığıyla fiziksel dönüşüm ile toplumsal dönüşüm arasında bağ kurmayı amaçlayan bu katılımcı sanat ve fasilitasyon atölyesinde; topluluklar içinde görünmeyen emek, kırılgan ilişkiler, katılım biçimleri ve birlikte üretme pratikleri birlikte düşünmeye açılacak.
SanAtık: Dönüşen Topluluklar Atölyesi; katılım, aidiyet, dayanışma, kolektif üretim ve topluluk dayanıklılığı üzerine düşünmek isteyen sivil toplum aktörlerini, toplulukları ve yaratıcı üretimle ilgilenen herkesi birlikte üretmeye davet ediyor.
Otoriterleşmenin arttığı ve sivil toplum alanının daraldığı dönemlerde etkili bir savunuculuk yöntemi olarak “stratejik davalama” yaklaşımı öne çıkarken, bu atölye stratejik davalamanın temel ilkelerine ve sivil toplum örgütleri, aktivistler ve avukatlar tarafından nasıl kullanılabileceğine odaklanıyor.
Mevcut davalar ve süreçler üzerinden ilerleme yollarının birlikte tartışılacağı bu atölye, sivil toplum örgütleri, aktivistler ve hukuk alanında çalışan katılımcılar için birlikte öğrenme ve deneyim paylaşımı imkânı sunuyor.
Sivil toplum örgütlerinde, hak temelli ağlarda ve aktivist gruplarda çalışan; “yetişememe”, “yük altında kalma” ya da “duygusal yorgunluk” hissini deneyimleyen tüm hak savunucuları için tasarlanan bu atölyeye davetlisiniz.
İnsan hakları ve toplumsal cinsiyet alanında uzun yıllardır çalışan Umut Güven yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede, aktivizmin doğasındaki yoğun duygusal emeği ve yapısal zorlukları odağımıza alıyor; çözümün yalnızca 'kişisel öz-bakım' ile sınırlı kalamayacağını konuşurken esenliği, örgütlerin stratejik ve kolektif bir sorumluluğu olarak tartışmaya açıyoruz.
- Tükenmişliğin arkasındaki yapısal nedenleri fark etmeye,
- Esenlik sızıntılarını” (belirsiz görevler, geri bildirim eksikliği, dinlenme hakkı gibi) görmeye
- Kolektif bakım pratikleri üzerinden örgütsel esenliğin nasıl inşa edilebileceğini keşfetmeye davetlisiniz.
* Bu atölyeye maksimum 20 kişi katılabilir.
Bir çocuk “istemiyorum” dediğinde ne yapıyoruz? Ebeveyn onayı her zaman yeterli mi? Çocukların görünürlüğü, temsili ve katılımı üzerine karar verirken gerçekten çocukların sözünü ne kadar duyuyoruz?
Feminist çocuk hakları savunucusu Hatice Kapusuz ve Avukat Ceren Fırat’ın yürüteceği bu atölyede çocuklarla çalışırken sık karşılaşılan etik ikilemleri birlikte tartışacağız. Çocuk koruma yaklaşımını yalnızca güvenlik ekseninde değil; güç ilişkileri, yetişkin merkezcilik, bedensel söz hakkı, temsil ve çocuk katılımı perspektifleriyle yeniden düşünmeye alan açacağız.
Vaka analizleri, etik tartışmalar ve deneyim paylaşımı üzerinden; “çocuk adına karar verme” pratiklerimizi, iyi niyetin sınırlarını ve çocukların süreçlerin öznesi olmasının ne anlama geldiğini birlikte konuşacağız.
Engelsiz Filmler Festivali Koordinatörü Kıvanç Yalçıner tarafından yürütülecek olan bu atölye, iletişim, savunuculuk ve kültür-sanat alanlarında çalışan sivil toplum profesyonelleri ve gönüllülerin faaliyetlerinde kapsayıcılığı artırmayı amaçlıyor.
Görsel-işitsel içeriklerin (savunuculuk videoları, belgeseller, kısa filmler) herkes için erişilebilir olmasını sağlamak üzerine odaklanan bu atölyede, sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı gibi uygulamaların teknik birer detay olmanın ötesinde, hak temelli bir iletişim yaklaşımı olarak nasıl kullanılabileceği paylaşılacak.
Atölye kapsamında iyi örnekler birlikte incelenecek ve erişilebilirlik üzerine kısa bir soru-cevap bölümü gerçekleştirilecek.
Konuşmacılar
Festivalde konuklarımızla 'daha iyi bir dünya' hayalini gerçeğe dönüştürmek için ne yapabileceğimizi konuşurken; iklim krizinin sivil toplumun anlamlı katılımı olmadan çözülemeyeceği vurgusuyla, iklim adaletini sağlamak adına neler yapabileceğimizi hep birlikte tartışacağız.
Dünyanın Ahvali Gezegenin Geleceği




Festival Mekanı
Küçükesat, Bekar Sk. No:11
06660 Çankaya/Ankara