Sivil Sesler 2026
Sivil Sesler Festivali, farklı çalışma alanlarından gelen sivil toplum örgütlerinin deneyimlerini, birikimlerini ve hayallerini paylaşabildikleri çok sesli bir koro. Bu koro, 5–6 Haziran 2026’da Ankara’da yeniden bir araya geliyor!
İklim adaleti ve demokrasi için sivil toplumun sesini birlikte yükseltiyoruz. Bu yıl Türkiye, küresel ölçekte kritik bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde, Sivil Sesler Festivali’ni Türkiye’deki hak temelli sivil toplumun iklim yönetişimine anlamlı katılımını güçlendiren stratejik bir buluşma noktası olarak kurguluyoruz.
“İklim Krizi, Demokrasi ve Sivil Toplumun Anlamlı Katılımı” başlığıyla bir araya geleceğimiz bu iki günde "iklim krizi, sivil toplumun anlamlı katılımı olmadan ele alınamaz" diyerek çözüm yollarını birlikte tartışacağız.
Bu yılki buluşmamızla çevre ve iklim haklarının hak temelli bir yaklaşımla tüm örgütler arasında yaygınlaşmasına destek olmayı, sivil toplumun politik karar alma süreçlerindeki rolünü güçlendirmeyi ve uluslararası iklim rejimine katılımını daha etkin kılmayı hedefliyoruz.
Bilgi paylaşımı, kapasite geliştirme, ulusal/uluslararası ağ kurma ve ortak savunuculuk için somut bir zemin sunmasını hayal ettiğimiz Sivil Sesler Festivali’ne katılarak siz de bu sürece katkı sunabilirsiniz. Stantlar aracılığıyla çalışmalarınızı tanıtabilir, panel ve forumlarda en temel meselelerimizi tartışabilir, fikir mutfaklarında yeni deneyimler edinebilirsiniz.
İklim krizinden demokrasiye uzanan ortak meselelerimizi konuşacağımız bu buluşmada, dünyamızın demokrasiye, demokrasinin ise sivil topluma olan ihtiyacını bir kez daha vurgulayacağız.
Gelin, 5-6 Haziran'da Ankara'da bu çok sesli koronun bir parçası olun!
Festival Programı
Türkiye'nin farklı kentlerinden, farklı hak alanlarında çalışan sivil toplum örgütlerinin katılımıyla düzenleyeceğimiz Sivil Sesler Festivali'nin programı çok yakında yayınlanacak.
Etkinlikler
Bu yıl festivalde fikir mutfaklarında bir araya gelecek katılımcılar hem deneyimlerini hem de fikirlerini paylaşacak.
Sivil toplum ve insani yardım alanında deneyimli Ceren Can yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölye, insani yardım ve hak temelli alanlarda çalışan profesyonellerin maruz kaldığı kronik stres, duygusal yük ve tetiklenmeler karşısında Focusing (Odaklanma) yöntemi aracılığıyla bedensel regülasyon temelli baş etme araçlarını birlikte keşfetmeyi amaçlıyor.
Atölye boyunca katılımcılar; kendi içsel netliklerini koruma, duygusal yükü yönetme ve ekip içinde çatışma yerine eşlik etmeye dayalı daha sağlıklı bir iletişim dili geliştirme üzerine birlikte düşünecek. Aynı zamanda tükenmişlikle baş etme ve sahadaki faydalanıcı gruplarla daha dengeli ve şefkatli ilişkiler kurma konusunda pratik yöntemler ele alınacak.
Bu atölye, insani yardım alanında çalışan profesyonellere, hak temelli sivil toplum örgütlerinde görev alan uzman ve koordinatörlere, afet müdahale ve iyileştirme süreçlerinde yer alan saha ekiplerine, çocuklar, mülteciler ve kadınlar gibi kırılgan gruplarla çalışan sosyal hizmet uzmanları ve gönüllülere yöneliktir.
STGM Kapasite Geliştirme Koordinatörü Hatice Kapusuz yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölyede, örgütsel hayatımızda sıkça dile getirdiğimiz ilkeler mercek altına alınacak.
Örgütsel ilkelere “yer çekimi” kazandırmayı ve onları soyut bir çerçeveden çıkarıp gündelik hayatın içine yerleştirmeyi amaçlayan bu çalışmada, değerlerden gündelik davranışlara uzanan bağ birlikte kurulacak. İlkelerin yalnızca metinlerde değil; ilişkilerde ve örgütsel pratiklerde nasıl karşılık bulduğu üzerine birlikte düşünülerek bu bağlar yeniden hatırlanacak.
Sivil toplumun ortak ilkeleri üzerinden, örgütsel ilişkilerde ve insan ilişkilerinde kurduğumuz bağları birlikte görünür kılmaya davetlisiniz.
Bu atölye; sivil toplum örgütü temsilcilerine, örgütlerinde politika üretme süreçlerinde aktif rol alanlara ve bu süreçlerde çeşitli zorluklar yaşamış katılımcılara yöneliktir.
Türkiye’de ve özelde Ankara’da topluluk destekli tarım girişimleri ile gıda temelli dayanışma yapıları (gıda toplulukları, tüketim kooperatifleri vb.) beklenen ölçüde çoğalamıyor ve güçlenemiyor. Bu atölyede bu durumun nedenlerini birlikte ele alacak, çözüm yollarını ve TADYA Kolektifi deneyiminin bize gösterdiklerini tartışacağız.
Farklı ölçeklerde uygulanabilen katılımcı güvence sistemlerini birlikte tanıyor, Türkiye’deki topluluk destekli gıda inisiyatiflerine uygun bir KGS için agroekolojik ölçütleri birlikte oluşturacağız.
TADYA Kolektifi’nin kurucu üyesi Ceyhun Temürcü yürütücülüğünde gerçekleşecek atölye gıda toplulukları, gıda kooperatifleri, üreticiler, gıda tedariği veya sunumu ile ilgilenen kişileri ve tüketicileri bekliyoruz.
İklim krizinin etkileri giderek derinleşirken, filantropi ve sivil toplum aktörlerinin iklim perspektifini tüm çalışma alanlarına entegre eden kurumlara dönüşmesi büyük önem taşıyor.
Bu atölye, sivil toplum örgütlerinin iklim krizine karşı kurumsal düzeyde sorumluluk alma yollarını keşfetmelerini, Türkiye Ulusal Filantropi Taahhüdü’nü tanımalarını ve kendi kurumları için ilk somut adımları tasarlamalarını hedefliyor.
TÜSEV’den Tütengül Küçüker ve Melisa Kutluğ iklim gündemini çalışmalarına entegre etmek isteyen sivil toplum örgütlerini birlikte düşünmeye ve üretmeye davet ediyor.
Ankara’nın zaman içinde kaybolmuş bağlarını, derelerini ve suyla ilişkili peyzajını kolektif hafıza üzerinden yeniden düşünmeyi amaçlayan bu atölyede, katılımcılar, teknik bir veri üretmekten ziyade, kendi deneyimleri, çağrışımları ve gözlemleri üzerinden Ankara haritasına müdahale ederek görünmezleşmiş su izlerini ortaya çıkaracak.
Ankara Aks tarafından yürütülecek olan bu atölyede, su yalnızca fiziksel bir unsur olarak değil, kentsel dönüşüm, kamusal alan ve ekolojik hafıza bağlamında bir tartışma aracı olarak ele alınacak.
Bu atölyeye sivil toplum çalışanları, kent, ekoloji ve kamusal alanla ilgilenen katılımcılar; araştırma, tasarım veya aktivizm pratiği olan ya da bu alanlara ilgi duyan herkes katılabilir.
Bu atölye, COP31 ekseninde uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel ölçekte çalışan aktörleri birlikte tanımayı; bu aktörler arasındaki ilişkileri, mekanizmaları ve karar alma süreçlerini birlikte haritalandırmayı amaçlıyor.
GoFor’dan Ezgi Gedik ve Celal Can Bilgiç yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; katılımcılar hali hazırda bildikleri aktör ve mekanizmaları yeniden değerlendirme, yeni aktörleri keşfetme ve bu yapılar arasındaki ilişkileri birlikte düşünme fırsatı bulacak.
Community Mapping yaklaşımıyla tasarlanan atölyenin odağında gençlik katılımı yer alıyor. Katılımcılar, kendi örgütlerinin bu ağın neresinde durduğunu, hangi alanlarla ilişki kurabileceğini ve hangi mekanizmalara erişebileceğini birlikte keşfedecek.
Damla Sandal’ın yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölye Türkiye’deki çevre direnişlerine kolektif bir hafıza ve ifade alanı açmayı amaçlıyor. Katılımcılar arası diyalogla ilerleyecek atölyede, çevre mücadelesinin kritik dönüm noktalarını yansıtan fotoğraflar birlikte ele alınacak ve nakış aracılığıyla yeniden üretilecek.
Gazeteciler, hak savunucuları, bağımsız medya çalışanları, içerik üreticileri ve iletişim alanında çalışan sivil toplum profesyonelleri için tasarlanan bu atölye; algoritmaların bilgi dolaşımını, görünürlüğü ve kamusal tartışmayı nasıl şekillendirdiğini birlikte tartışmaya açıyor.
Medya, yapay zekâ ve etik teknoloji kesişiminde çalışan Gülin Çavuş moderasyonunda düzenlenecek atölyede, dijital platformlarda görünürlük, erişim ve etkileşim süreçleri eleştirel bir bakışla ele alınacak. Katılımcılar; algoritmik görünmezleştirme, kutuplaştırma ve manipülasyon karşısında alternatif anlatı ve dayanışma pratikleri üzerine birlikte düşünme fırsatı bulacak.
Sivil toplum örgütlerinde aktif olarak iletişim alanında görev alan iletişimcilerin bir araya geldiği, STGM’nin kolaylaştırıcılığını yaptığı İletişim Çalışma Grubu tarafından tasarlanan bu atölye dijital mecralarda hak temelli içerik üreten ya da üretmek isteyen herkesin eleştirel farkındalık ve stratejik becerilerini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Kaynak geliştirme çoğu zaman “iyi proje yazmak” ya da “doğru fonu bulmak” olarak anlatılıyor. Oysa çoğu destek kararı yalnızca projelere değil; güvene, ilişkiye, şeffaflığa ve ortak bir değişim hayaline dayanıyor.
STGM Kaynak Geliştirme Uzmanı Selin Berghan moderasyonunda gerçekleşecek bu oturumda alışılagelmiş "program tanıtımı" formatının dışına çıkıyoruz. Sabancı Vakfı, STDV, Mozaik, TÜSEV, Dalyan Vakfı ve TPF temsilcileriyle bir araya gelerek; masanın iki tarafındaki beklentileri, sivil toplumun finansal sürdürülebilirliğindeki darboğazları ve yapay zekâ gibi güncel dönüşümlerin bu diyalogdaki yerini konuşuyoruz.
Bu oturumda yalnızca destek mekanizmalarını değil; destekçi kurumların nasıl düşündüğünü, hangi başvurularda heyecan duyduğunu, hangi noktalarda güven kaybı yaşadığını, yapay zeka ile dönüşen başvuru süreçlerinin ilişki dinamiklerini nasıl etkilediğini ve hangi ilişki biçimlerinin uzun soluklu iş birliklerine dönüştüğünü birlikte konuşacağız.
Neler Yapacağız?
- Sahadan veri: Mentimeter üzerinden katılımcı örgütlerin güncel dertlerini, gelir yapılarını ve bağışçı tarafına dair meraklarını canlı olarak ekrana yansıtacağız.
- Samimi Diyalog: Bağışçı kurumların bir başvuruda neye heyecanlandığını, "başarısızlık" ve "öğrenme" alanlarını nasıl tanımladıklarını doğrudan kendilerinden dinleyeceğiz.
- İlişki Odaklı Kapanış: Oturumun sonunda, paneldeki tartışmaları somut iş birliklerine ve yeni temaslara dönüştürmek için networking zamanı ayıracağız.
Kaynak geliştirmeyi sadece bir "fon bulma" süreci değil, uzun soluklu bir ortaklık ve etki alanı inşası olarak gören herkesi bu diyaloğa davet ediyoruz.
Hak mücadelelerinde güç ilişkilerini hep aynı kalıplarla anlatmak, zamanla çaresizlik ve umutsuzluğu yeniden üretebiliyor. Oysa hikâyeyi farklı bir yerden kurduğumuzda başka ihtimaller de görünür hale gelir.
Uzun zamandır hikâyelerle ilişkilenen ve hikâye anlatıcılığı alanında çalışan Pınar Özütemiz yürütücülüğünde gerçekleşecek bu atölye sivil alanda yürütülen hak mücadelelerine “güç” kavramı üzerinden, hikâye anlatıcılığı teknikleriyle yeni bir bakış açısı kazandırmayı ve STÖ temsilcilerini ilhamla güçlendirmeyi amaçlıyor.
Bu atölyede zorluk, tahakküm ve güç ilişkileri “tekrar” üzerinden değil, dönüşüm ve yaratıcılık üzerinden ele alınıyor. Katılımcılar hem bireysel hem de örgütsel deneyimlerinden yola çıkarak kendi “güç hikâyelerini” yeniden kurma ve anlatma fırsatı buluyor.
Çünkü mesele yalnızca direnişi anlatmak değil; onun içinde nasıl canlı kalacağımızı, nasıl yaratıcı kalacağımızı ve nasıl bağ kuracağımızı da yeniden düşünmek.
Uzun yıllardır LGBTİ+ hakları, sivil toplum, kültür-sanat ve savunuculuk alanlarında çalışan Semih Özkarakaş ve feminist medya araştırmaları ile görsel kültür alanında çalışan Şehlem Kaçar yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; katılımcıların kendi örgütsel, kişisel ve kolektif mücadele deneyimlerini fotoğraf, kolaj ve buluntu malzemeler aracılığıyla birlikte görünür kılması hedefleniyor.
Sivil toplum örgütlerinde iletişim, savunuculuk, kampanya, sosyal medya, saha çalışması ve topluluk çalışmaları yürüten; kendi örgütsel hikâyesini daha yaratıcı, kapsayıcı ve dönüştürücü yollarla anlatmak isteyen tüm sivil toplum çalışanları için tasarlanan bu atölyeye davetlisiniz.
Bu atölye sivil toplum örgütlerinde aktif olarak iletişim alanında görev alan iletişimcilerin bir araya geldiği, STGM’nin kolaylaştırıcılığını yaptığı İletişim Çalışma Grubu içinden doğdu.
Bu atölye, iklim krizinin engelli kişiler üzerindeki etkilerini hak temelli ve kesişimsel bir perspektifle birlikte ele almayı amaçlıyor.
Engelli Kadın Derneği’nden İdil Seda Ak yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede; afetler, erişilebilirlik, bakım yükü, yerinden edilme, sağlık hakkı, engelli kadınların deneyimleri ve kapsayıcı iklim politikaları gibi başlıklar birlikte tartışılacak.
Katılımcılarla birlikte, iklim krizine karşı geliştirilen politika ve uygulamalardaki erişilebilirlik eksikleri değerlendirilecek; engellilik kapsayıcılığı açısından çözüm önerileri ve savunuculuk alanları üzerine birlikte düşünme alanı açılacak.
Bu atölye sonunda katılımcıların; iklim krizinin engelli kişiler üzerindeki etkilerini daha bütünlüklü değerlendirebilmesi, afet ve iklim politikalarındaki kapsayıcılık sorunlarını analiz edebilmesi ve iklim mücadelesinde engellilik odağını güçlendirecek öneriler geliştirebilmesi hedefleniyor.
Engelsiz Filmler Festivali Koordinatörü Kıvanç Yalçıner tarafından yürütülecek olan bu atölye, iletişim, savunuculuk ve kültür-sanat alanlarında çalışan sivil toplum profesyonelleri ve gönüllülerin faaliyetlerinde kapsayıcılığı artırmayı amaçlıyor.
Görsel-işitsel içeriklerin (savunuculuk videoları, belgeseller, kısa filmler) herkes için erişilebilir olmasını sağlamak üzerine odaklanan bu atölyede, sesli betimleme ve ayrıntılı altyazı gibi uygulamaların teknik birer detay olmanın ötesinde, hak temelli bir iletişim yaklaşımı olarak nasıl kullanılabileceği paylaşılacak.
Atölye kapsamında iyi örnekler birlikte incelenecek ve erişilebilirlik üzerine kısa bir soru-cevap bölümü gerçekleştirilecek.
Bir çocuk “istemiyorum” dediğinde ne yapıyoruz? Ebeveyn onayı her zaman yeterli mi? Çocukların görünürlüğü, temsili ve katılımı üzerine karar verirken gerçekten çocukların sözünü ne kadar duyuyoruz?
Feminist çocuk hakları savunucusu Hatice Kapusuz ve Avukat Ceren Fırat’ın yürüteceği bu atölyede çocuklarla çalışırken sık karşılaşılan etik ikilemleri birlikte tartışacağız. Çocuk koruma yaklaşımını yalnızca güvenlik ekseninde değil; güç ilişkileri, yetişkin merkezcilik, bedensel söz hakkı, temsil ve çocuk katılımı perspektifleriyle yeniden düşünmeye alan açacağız.
Vaka analizleri, etik tartışmalar ve deneyim paylaşımı üzerinden; “çocuk adına karar verme” pratiklerimizi, iyi niyetin sınırlarını ve çocukların süreçlerin öznesi olmasının ne anlama geldiğini birlikte konuşacağız.
Sivil toplum örgütlerinde, hak temelli ağlarda ve aktivist gruplarda çalışan; “yetişememe”, “yük altında kalma” ya da “duygusal yorgunluk” hissini deneyimleyen tüm hak savunucuları için tasarlanan bu atölyeye davetlisiniz.
İnsan hakları ve toplumsal cinsiyet alanında uzun yıllardır çalışan Umut Güven yürütücülüğünde gerçekleşecek atölyede, aktivizmin doğasındaki yoğun duygusal emeği ve yapısal zorlukları odağımıza alıyor; çözümün yalnızca 'kişisel öz-bakım' ile sınırlı kalamayacağını konuşurken esenliği, örgütlerin stratejik ve kolektif bir sorumluluğu olarak tartışmaya açıyoruz.
- Tükenmişliğin arkasındaki yapısal nedenleri fark etmeye,
- Esenlik sızıntılarını” (belirsiz görevler, geri bildirim eksikliği, dinlenme hakkı gibi) görmeye
- Kolektif bakım pratikleri üzerinden örgütsel esenliğin nasıl inşa edilebileceğini keşfetmeye davetlisiniz.
* Bu atölyeye maksimum 20 kişi katılabilir.
Otoriterleşmenin arttığı ve sivil toplum alanının daraldığı dönemlerde etkili bir savunuculuk yöntemi olarak “stratejik davalama” yaklaşımı öne çıkarken, bu atölye stratejik davalamanın temel ilkelerine ve sivil toplum örgütleri, aktivistler ve avukatlar tarafından nasıl kullanılabileceğine odaklanıyor.
Mevcut davalar ve süreçler üzerinden ilerleme yollarının birlikte tartışılacağı bu atölye, sivil toplum örgütleri, aktivistler ve hukuk alanında çalışan katılımcılar için birlikte öğrenme ve deneyim paylaşımı imkânı sunuyor.
Konuşmacılar
Festivalde konuklarımızla 'daha iyi bir dünya' hayalini gerçeğe dönüştürmek için ne yapabileceğimizi konuşurken; iklim krizinin sivil toplumun anlamlı katılımı olmadan çözülemeyeceği vurgusuyla, iklim adaletini sağlamak adına neler yapabileceğimizi hep birlikte tartışacağız.
Festival Mekanı
Küçükesat, Bekar Sk. No:11
06660 Çankaya/Ankara